
USCIS Adjustment of Status Policy 2026, ABD içinde Green Card başvurusu bekleyen kişiler için ciddi bir belirsizlik yarattı. Özellikle pending I-485 dosyası olan başvuru sahipleri, “Dosyam zaten USCIS’te bekliyorsa yine de ülkeme dönmem gerekir mi?” sorusuna cevap arıyor.
Bu sorunun tek ve herkes için geçerli bir cevabı yok. Çünkü yeni politika, Form I-485 başvurularını tamamen ortadan kaldırmıyor; ancak adjustment of status sürecini daha sıkı, daha takdire bağlı ve daha istisnai bir çerçevede ele alıyor.
USCIS, 21 Mayıs 2026 tarihli politika memorandumu ile statü değişikliğinin yani adjustment of status’un bir hak değil, kurumun takdir yetkisine bağlı bir imkan olduğunu vurguladı. 22 Mayıs 2026 tarihli duyuruda ise geçici statüyle ABD’de bulunan kişilerin Green Card için genel olarak konsolosluk işlemi yani consular processing yoluna yönelmesi gerektiği belirtildi.
Bu yazı, yeni politikanın pending I-485 başvuruları, evlilik yoluyla Green Card dosyaları, iş temelli Green Card başvuruları, I-130 sonrası bekleyen aile dosyaları, iltica, refugee, VAWA, T ve U visa gibi hassas kategoriler ve mandamus davası bağlantısı açısından ne anlama gelebileceğini sade bir dille açıklıyor. Konuyu anlamak için avukat olmanıza gerek yok — sadece USCIS’in artık neye bakacağını ve hangi adımların sizi nasıl etkileyebileceğini bilmek önemlidir.
Yeni politika, basit bir form güncellemesi veya adres değişikliği değildir. USCIS, adjustment of status sürecini artık daha açık biçimde takdire bağlı ve istisnai bir yol olarak anlatıyor.
USCIS’in PM-602-0199 politika memorandumu, INA 245 kapsamındaki statü değişikliğinin discretion ve administrative grace olduğunu söylüyor. Yani başvuru sahibi yasal şartları taşısa bile, USCIS memuru dosyada olumlu takdir kullanılıp kullanılmayacağını ayrıca değerlendirebilir.
Bu ayrım çok önemlidir. Bir kişinin Form I-485 göndermeye uygun olması, dosyanın mutlaka onaylanacağı anlamına gelmez. USCIS, artık dosyayı sadece teknik uygunluk açısından değil, takdir yetkisi açısından da daha dikkatli inceleyebilir. Sade bir örnekle: kurallara uygun olmak artık tek başına yeterli değil — dosyayı inceleyen memur, “Green Card hak edilmiş ama ABD içinde değil, ülke dışında verilmeli” diyebilir.
22 Mayıs 2026 tarihli USCIS duyurusu ise daha pratik bir mesaj veriyor: ABD’de geçici statüyle bulunan ve Green Card isteyen kişilerin, genel olarak kendi ülkelerine dönerek konsolosluk süreci üzerinden başvuru yapması gerektiği belirtiliyor. Bu ifade, özellikle pending I-485 sahipleri için ciddi soru işaretleri doğurdu.
Buradaki temel mesele, Form I-485’in tamamen ortadan kalkması değildir. Asıl mesele, USCIS’in hangi dosyalarda takdir yetkisini olumsuz kullanabileceği ve hangi başvuruları consular processing yönünde değerlendirebileceğidir.
Bu nedenle iki uç yorumdan kaçınmak gerekir. “Artık herkesin I-485 dosyası reddedilecek” demek fazla kesin olur; “bu politika hiçbir şeyi değiştirmez” demek ise fazla iyimser olur.
| Yaygın yanlış yorum | Daha doğru yaklaşım |
|---|---|
| ABD içinden Green Card başvurusu tamamen bitti. | USCIS, adjustment of status sürecini daha dar ve takdire bağlı yorumluyor. |
| Pending I-485 dosyaları otomatik reddedilecek. | Otomatik red varsayımı doğru değildir; ancak dosyalar daha sıkı incelenebilir. |
| Herkes hemen ülkesine dönmek zorunda. | Consular processing öne çıkarılıyor; fakat her dosyanın riskleri ayrı değerlendirilmelidir. |
| Mandamus davası yeni politikayı aşar. | Mandamus gecikmeyi hedefleyebilir; ancak onay garantisi vermez. |
Yeni politikanın en önemli ve çoğu makalede atlanan kısmı, USCIS memurlarının ABD içinde dosyalanan Green Card başvurularını değerlendirirken artık hangi faktörleri tartmaları gerektiğidir. Bu faktörleri anlarsanız, kendi dosyanızın risk profilini de çok daha iyi görebilirsiniz.
USCIS artık memurlara, başvuru sahibinin tüm geçmişine bakmalarını ve bu tablonun olumlu ve olumsuz parçalarını birlikte değerlendirmelerini söylüyor. Aynı dosya, hangi faktörlerin baskın olduğuna göre güçlü veya zayıf görünebilir.
Yeni politikaya göre USCIS memurları artık şu konuları olumsuz faktörler olarak tartmakla yükümlü:
Politika ayrıca USCIS memurlarının dikkate almasını istediği olumlu faktörleri de listeliyor:
Bu olumlu faktörleri gerçekten ispatlayan belge ve delillere örnek vermek gerekirse:
Politikanın başvuru sahiplerini en çok şaşırtan kısmı budur. Memo açık bir dille şunu söylüyor: olumsuz faktörün yokluğu, tek başına dosyayı güçlü yapmaya yetmez. Eğer dosyanızda overstay, önceki statü ihlali veya uzun süreli statüsüzlük gibi olumsuz bir faktör varsa, USCIS’in size yurt dışına gitmek yerine ABD içinde Green Card vermesi için artık olağanüstü gerekçeler (unusual or outstanding equities) göstermeniz gerekiyor.
Pratikte bu şu anlama geliyor: kağıt üzerinde aynı şekilde uygun olan iki başvuru sahibi, artık çok farklı sonuçlarla karşılaşabilir. Çünkü politika memura “teknik olarak hak ediyorsun, ama ABD’de değil ülkenden başvurmalısın” diyebilme alanı veriyor.
Özetle: Kağıt üzerinde Green Card’a uygun olsanız bile, dosyanızın nasıl sunulduğu — belgeler, açıklamalar, ABD’ye bağlılığınızı gösteren destekleyici deliller — artık eskisinden çok daha önemli.
Haberlerde sıklıkla atlanan önemli bir nokta var: yeni politika her Green Card kategorisini kapsamıyor. Bazı statü değişikliği başvuruları, USCIS’e bu tür bir takdir yetkisi tanımayan özel yasalara dayanır. Dosyanız bu kategorilerden birine giriyorsa, yeni politika genellikle sizin durumunuzu değiştirmez.
| Politika kapsamı DIŞINDA kalan kategoriler | Politikadan ETKİLENEN kategoriler |
|---|---|
| NACARA (Nikaragua ve Orta Amerika Yardım Yasası) | Aile temelli Green Card (ABD vatandaşı eş dahil) |
| Refugee adjustment | İş temelli Green Card (EB-1, EB-2, EB-3) |
| HRIFA (Haitili Mülteci Yasası) | DV Lottery (Çeşitlilik Vizesi) |
| LRIF (Liberyalı Mülteci Yasası) | EB-4 special immigrant başvuruları |
| Asylee adjustment (iltica onayından bir yıl sonra) | |
| Küba Adjustment Act | |
| VAWA, T visa ve U visa temelli başvurular | |
| Lautenberg paroleler (eski SSCB, Çinhindi, İran) |
Önemli bir ayrıntı: asylee adjustment çoğu zaman insani koruma başlığı altında anılsa da yeni politika kapsamında “takdire bağlı” kategoriye girer. Bu, iltica statüsünden Green Card’a geçiş yapan başvuru sahiplerinin de dosyalarını dikkatle belgelemesi gerektiği anlamına gelir.
Pending I-485 dosyası olan kişiler, bu değişiklikten en çok etkilenen gruplardan biri olabilir. Çünkü dosya zaten USCIS’e sunulmuştur, ancak nihai karar henüz verilmemiştir.
Bazı başvuru sahipleri biyometri vermiş olabilir. Bazıları mülakata girmiş, bazıları RFE yanıtı göndermiş, bazıları ise yıllardır Green Card kararı bekliyor olabilir. Bu aşamaların her biri, yeni politika karşısında farklı stratejik sonuçlar doğurabilir.
En önemli soru şudur: “Dosyam zaten gönderildiği için güvende miyim?” Bu soruya cevap verirken sadece başvuru tarihine değil, dosyanın mevcut aşamasına, başvuru sahibinin statüsüne, giriş geçmişine, inadmissibility risklerine ve USCIS’in takdir değerlendirmesine bakmak gerekir.
AP News, bu politika değişikliğinin ABD’de yasal statüyle bulunan kişileri, ABD vatandaşlarının eşlerini, öğrencileri, çalışanları, refugee ve asylum seeker gruplarını etkileyebileceğini aktardı. Bu nedenle pending I-485 sahipleri için konu sadece haber değeri taşıyan bir gelişme değil, doğrudan dosya stratejisi meselesidir.
Ülke genelinde avukatlar, USCIS memurlarının I-485 mülakatlarında artık yeni türde sorular sorduğunu bildiriyor — bu sorular, başvuru sahibinin neden konsolosluk yerine ABD içinden başvuru yaptığını test etmek için tasarlanmış durumda. Yaklaşan bir mülakatınız varsa, nelerle karşılaşabileceğinizi bilmek size avantaj sağlar.
Karşılaşabileceğiniz sorular arasında şunlar var:
Bu sorular tuzak olmak zorunda değildir, ama olabilir de. Yanlış cevap — hatta yanlış ifade edilmiş dürüst bir cevap — yeni takdir çerçevesinde dosyanıza zarar verebilir. Hazırlığın amacı bir senaryoyu ezberlemek değildir; sorunun gerçekte neyi sorguladığını anlamak ve durumunuzu adil bir şekilde aktaracak dürüst cevaplar verebilmektir.
Yakın zamanda I-485 mülakatınız varsa, mülakata girmeden önce dosyanızı bir göçmenlik avukatıyla gözden geçirmeniz değerli olabilir. Yeni politika altında mülakat artık sadece “Hak ediyor musunuz?” sorusuyla ilgili değil — USCIS’in süreci ABD içinde tamamlamanıza izin verip vermeyeceğiyle de ilgili.
Evlilik yoluyla Green Card başvurularında en yaygın düşünce şudur: “Eşim ABD vatandaşıysa dosyam mutlaka korunur.” Bu düşünce anlaşılabilir, ancak ABD vatandaşı eş tek başına her riski ortadan kaldırmaz ve Form I-485 dosyasını otomatik güvenli hale getirmez.
ABD vatandaşı eş üzerinden yapılan başvurular güçlü bir kategori olabilir. Fakat USCIS yine de yasal giriş, önceki statü ihlalleri, yanlış beyan, ceza geçmişi, removal geçmişi, izinsiz çalışma ve inadmissibility konularını inceleyebilir.
Yeni politika açısından asıl hassas nokta şudur: Eğer bir evlilik dosyasında başvuru sahibinden consular processing’e dönmesi istenirse, bu durum aile ayrılığı, 3 veya 10 yıllık giriş yasağı, waiver ihtiyacı ve konsolosluk gecikmesi gibi sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle evlilik yoluyla Green Card başvurusu yapan kişiler, sadece evliliğin gerçekliğine odaklanmamalıdır. Dosyanın giriş geçmişi, ABD içinde kalış süresi, daha önceki başvurular, seyahat planları ve olası muafiyet ihtiyacı birlikte değerlendirilmelidir.
Eğer dosyanızda 21 yaşından küçük bir çocuğunuz derivative başvurucu olarak yer alıyorsa, yeni politikanın çoğu ailenin fark etmediği gizli bir riski vardır. Child Status Protection Act (CSPA) denilen bir koruma, I-485 beklerken çocuğun yaşını “dondurur” — böylece çocuk bekleme süresinde 21 yaşını doldursa bile Green Card hakkını kaybetmez.
Sorun şu: I-485 dosyanız yeni politika nedeniyle reddedilirse, bu koruma kaybolabilir. Dosya beklerken kağıt üzerinde 21 yaş altı olan bir çocuk, dosya reddedilip aile baştan konsolosluk işlemine başvurmak zorunda kalırsa aniden “age out” olabilir, yani Green Card sırasını kaybedebilir. Çocuk artık size bağlı bir başvurucu olarak değerlendirilmeyebilir.
Bu, kendi uygunluğunuz konusunda kendinize güveniyor olsanız bile yeni politikayı ciddiye almanız gereken en güçlü nedenlerden biridir. Bir reddin maliyeti sadece sizi değil, çocuklarınızın tüm göçmenlik geleceğini de etkileyebilir.
Gozel Law’un aile temelli Green Card sayfası, eş ve aile sponsorluğu yoluyla ilerleyen dosyalarda I-130 başvurusu, statü değişikliği ve konsolosluk süreci arasındaki farkların neden önemli olduğunu açıklar.
| Evlilik dosyasında incelenecek konu | Yeni politika açısından önemi |
|---|---|
| ABD vatandaşı eş | Aile birliği açısından güçlü faktördür, ancak tek başına tüm riskleri ortadan kaldırmaz. |
| Yasal giriş | Adjustment of status uygunluğu için temel konulardan biri olabilir. |
| Overstay veya statü ihlali | Dosyanın türüne göre affedilebilir veya ciddi sorun yaratabilir. |
| ABD’den çıkış kararı | Unlawful presence bar veya konsoloslukta ek inceleme riski doğurabilir. |
| 21 yaş altı çocuklar | Bir red kararı, çocuğun yaş aşımı (age out) nedeniyle Green Card sırasını kaybetmesine yol açabilir. |
İş temelli Green Card dosyalarında sorun sadece göçmenlik statüsü değildir. H-1B, L-1 veya F-1 OPT üzerinden ilerleyen kişiler için iş devamlılığı, maaş, işveren desteği, dependent aile üyeleri ve seyahat planları da doğrudan etkilenebilir.
H-1B veya L-1 çalışanları genellikle ABD’de aktif bir iş ilişkisi içindedir. Bu kişiler için consular processing’e yönelmek, sadece dosyanın yurtdışında tamamlanması anlamına gelmeyebilir; aynı zamanda işten ayrılma, vize randevusu bekleme, pasaportta visa stamp sorunu ve ABD’ye dönüş belirsizliği yaratabilir.
F-1 OPT veya STEM OPT sürecindeki başvuru sahipleri için tablo daha hassas olabilir. Çünkü bu kişiler bakımından statüyü koruma, işsizlik günleri, EAD süresi ve geçici statüden kalıcı oturuma geçiş dikkatle planlanmalıdır.
İş temelli dosyalarda ayrıca I-140 onayı ile Green Card onayı karıştırılmamalıdır. Bir kişinin I-140 petition onayı alması, I-485 approval aldığı anlamına gelmez. Son aşamada USCIS, hem uygunluğu hem de takdir yetkisini inceleyebilir.
Özellikle dikkat edilmesi gereken bir uyarı: Şu anda yalnızca pending I-485 temelli EAD’niz ile çalışıyorsanız — yani H-1B, L-1 veya başka bir temel statünüzün süresinin dolmasına izin verdiyseniz — yeni politika altında red riski daha yüksek olabilir. Dosyanızda herhangi bir tutuklanma veya ceza geçmişi varsa risk daha da artar.
Politikanın arkasındaki mantık, alttaki statünün kaybedilmesini, kişinin ABD’de yalnızca bekleyen Green Card başvurusu nedeniyle kaldığının göstergesi olarak yorumluyor. Eski kurallar altında bu durum genellikle sorun değildi. Yeni kurallar altında ise dosyanızı zayıflatabilecek faktörlerden biridir.
Bazı ABD çalışma vizeleri, Green Card başvurusunu vizenin amacıyla çelişmeden yapmaya izin verecek şekilde tasarlanmıştır. Bunlara dual intent vize denir — H-1B ve L-1 başlıca örneklerdir. Diğer kategoriler — B-1/B-2 (turist), F-1 (öğrenci), E-3, O-1, R-1 ve TN — bu şekilde tasarlanmamıştır ve bu statülerde Green Card başvurusu artık daha riskli olabilir.
Dual intent olmayan bir statüdeyseniz ve I-485 dosyalamayı düşünüyorsanız, I-485 dosyalamadan önce H-1B gibi bir dual intent statüye geçip geçemeyeceğinizi, ya da en azından dosya beklerken bunu mümkün olan en kısa sürede yapmayı avukatınızla konuşmanız faydalı olabilir.
Bilmeniz gereken bir başka detay: H-1B gibi bir dual intent statüde olmak, yeni politika altında tek başına onay garantisi anlamına gelmez. Politika açık biçimde diyor ki, dual intent statüyü korumak tek başına olumlu takdir için yeterli değil. Dosyanızın tüm resmi yine önemli olmaya devam ediyor.
Öğrenciler (F), exchange visitor’lar (J) ve yabancı medya temsilcileri (I) de ayrı bir yeni kuralın statülerini etkileyeceğini bilmelidir. Beklenen yeni kural altında bu vize sahipleri, program bitiş tarihlerini aştıklarında unlawful presence biriktirmeye başlayacaklar ve daha önce ihtiyaç duymadıkları uzatma başvurularını dosyalamak zorunda kalacaklar. Bu değişiklik Green Card zamanlamasını etkileyebilir, bu yüzden I-485 düşünen F, J ve I sahiplerinin bu konudaki haberleri yakından takip etmesinde fayda var.
Aile temelli başvurularda Form I-130 onayı, sürecin önemli bir aşamasıdır. Ancak I-130 onayı, başvuru sahibinin otomatik olarak Green Card sahibi olduğu anlamına gelmez.
Özellikle family preference kategorilerinde öncelik tarihi yani priority date kritik rol oynar. Bir dosyada I-130 onaylanmış olabilir, fakat Visa Bulletin kapsamında vize numarası henüz mevcut değilse Green Card süreci ilerlemeyebilir.
Yeni politika burada şu soruyu daha önemli hale getiriyor: Başvuru sahibi ABD içindeyse ve I-485 dosyası pending durumdaysa, USCIS bu dosyayı nasıl değerlendirecek? Cevap, başvuru kategorisine, statü geçmişine, öncelik tarihine ve consular processing riskine göre değişebilir.
Gozel Law’un Vize Bülteni rehberi, aile ve iş temelli Green Card dosyalarında priority date kavramının neden önemli olduğunu ve başvurunun ne zaman ilerleyebileceğini anlamak için yararlı bir başlangıç noktasıdır.
Bilinmesinde fayda olan bir strateji var. Bir aile veya iş başvurusu yapıldığında (Form I-130 veya I-140), formda başvuru sahibinin ABD içinde statü değişikliği mi yoksa ABD dışındaki konsoloslukta mı başvuru yapmayı planladığı belirtilir. Yeni politika altında, daha sonra adjustment of status yapmak isteseniz bile bu form alanında “immigrant visa processing” (konsolosluk işlemi) işaretlemek size ekstra esneklik sağlar.
Neden? Çünkü “adjustment of status” işaretler ve daha sonra I-485 reddedilirse, dosyanızı NVC’ye göndermek için ekstra bir form (I-824) dosyalamanız gerekir. Baştan “immigrant visa processing” işaretlemek bu fazladan adımı önler. Küçük bir detay gibi görünse de mevcut iklimde, hazır bir “Plan B” size sonradan geçiş yapmak zorunda kalırsanız aylarca zaman kazandırabilir.
I-130 sonrası bekleyen kişiler için dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
Pending I-485 dosyanız aile, iş veya insani kategoriye dayanıyorsa, sadece haber başlıklarına göre hareket etmeyin. Dosyanızın USCIS’te devam etmesi mi, consular processing risklerinin değerlendirilmesi mi, yoksa gecikme nedeniyle mandamus stratejisinin düşünülmesi mi gerektiği ancak dosya özelinde incelenebilir. Gozel Law ile iletişime geçerek durumunuzu değerlendirebilirsiniz.
İltica, refugee, VAWA, T visa ve U visa dosyaları, yeni politika çerçevesinde özellikle dikkatli incelenmelidir. Çünkü bu kategorilerde başvuru sahibinin durumu sadece göçmenlik uygunluğu değil, çoğu zaman güvenlik ve mağduriyet boyutu da taşır.
Bir iş temelli başvuru sahibine “konsolosluk sürecine dönmek” denildiğinde bu daha çok iş ve seyahat planı anlamına gelebilir. Ancak asylum, refugee, VAWA, T veya U visa dosyalarında aynı konu güvenli ülkeye dönüş, şiddet geçmişi, insan ticareti, suç mağduriyeti veya koruma ihtiyacı ile doğrudan bağlantılı olabilir.
USCIS Policy Manual, adjustment of status kategorilerini tek bir başlık altında eritmez. Family-based, employment-based, VAWA, trafficking victim, crime victim, refugee ve asylee adjustment başlıklarının ayrı ayrı ele alınması, her dosya türünün aynı risk ve aynı hukuki analiz ile değerlendirilemeyeceğini gösterir.
Bu yüzden hassas kategorilerde “herkes ülkesine dönsün” yaklaşımı çok daha karmaşık sonuçlar doğurabilir. Başvuru sahibinin koruma temeli, daha önce yaşadığı zarar, faille bağlantısı, aile güvenliği ve ABD’den çıkışın pratik sonucu ayrıca değerlendirilmelidir.
Refugee ve diğer bazı korunan kategoriler yeni takdir politikasının tamamen dışındadır. Asylee adjustment ise — iltica insani bir statü olmasına rağmen — politikanın kapsamına girer. Bu, bazı başvuru sahiplerinin gözden kaçırdığı önemli bir ayrımdır.
Gozel Law’un iltica ve insani koruma rehberi, VAWA/I-360, iltica ve insani temelli süreçlerde I-485 başvurusu, EAD zamanlaması ve onay sonrası adımlar bakımından genel çerçeve sunar.
| Hassas kategori | Neden ayrı değerlendirme gerekir? |
|---|---|
| İltica temelli I-485 | Başvuru sahibinin ülkesine dönmesi, iltica temelindeki korku ile çelişebilir. |
| Refugee adjustment | Koruma geçmişi, yerleşim süreci ve güvenlik değerlendirmesi önemlidir. |
| VAWA | Şiddet geçmişi, gizlilik, aile güvenliği ve waiver konuları birlikte incelenmelidir. |
| T visa | İnsan ticareti geçmişi ve güvenlik riski stratejiyi değiştirebilir. |
| U visa | Suç mağduriyeti, kolluk desteği ve uzun bekleme süreleri dikkate alınmalıdır. |
Bu, çoğu kişinin sormaya korktuğu soru — ama herhangi bir karar vermeden önce cevabını bilmek önemlidir. Yeni politika altında bir red, dosyanın sessizce kapatılması anlamına gelmez; gerçek sonuçlar doğurabilir.
Eğer I-485 dosyanız reddedilirse ve alttaki yasal statünüz kalmamışsa (örneğin H-1B veya öğrenci statünüzün süresi dolduysa ve sadece pending Green Card ile ABD’de kalıyorsanız), USCIS dosyanızı sınır dışı işlemleri için göçmenlik mahkemesine sevk edebilir — yani removal proceedings başlatılabilir.
Bu, yeni politikanın en büyük risklerinden biridir. Eski yaklaşımda çoğu başvuru sahibi pending I-485 ile yıllarca ABD’de kaldı, EAD ile çalıştı, Advance Parole ile seyahat etti ve alttaki nonimmigrant statüyü aktif tutmadı. Bu düzenleme güvenli hissettiriyordu çünkü adjustment genellikle onaylanıyordu. Yeni politika altında aynı düzenleme gerçek risk taşıyor: bir red, göçmenlik mahkemesine sevk anlamına gelebilir.
İnsanların sıkça yanlış anladığı bir başka detay: I-485 reddi olağan anlamda temyiz (appeal) edilemez. Geriye kalan seçenekler sınırlıdır:
Dosyanızda 180 günden fazla unlawful presence varsa, consular processing için ABD’den ayrılmak 3 yıllık veya 10 yıllık geri dönüş yasağını tetikleyebilir. Bazı durumlarda, ayrılmadan önce dosyalanabilecek I-601A provisional waiver ile bu durumu aşmak mümkün olabilir — ancak şu anda bu waiver yaklaşık iki yıl sürmektedir. Eğer dosyanızda bir waiver gerekme ihtimali varsa, belgeleri toplamaya başlama zamanı şimdi, bir red kararının ardından değil.
Evet, yeni politikanın en önemli sonuçlarından biri budur. USCIS artık consular processing yolunu birçok Green Card başvurusu için olağan yol olarak daha güçlü biçimde öne çıkarıyor ve adjustment of status sürecini daha istisnai bir konuma yerleştiriyor.
Consular processing, başvuru sahibinin Green Card sürecinin son aşamasını ABD dışındaki bir Amerikan konsolosluğu üzerinden tamamlamasıdır. Bu süreçte genellikle National Visa Center, DS-260, medeni belgeler, polis kayıtları, mali belgeler ve konsolosluk mülakatı devreye girer.
Bazı kişiler için consular processing daha net ve uygun bir yol olabilir. Ancak bazı dosyalarda ABD’den çıkmak, 3 veya 10 yıllık giriş yasağı, iş kaybı, aile ayrılığı, konsolosluk gecikmesi, güvenlik soruşturması veya geri dönememe riski doğurabilir.
Bu nedenle soru “Consular processing iyi mi kötü mü?” şeklinde sorulmamalıdır. Daha doğru soru şudur: Bu başvuru sahibi ABD’den çıkarsa hangi hukuki riskler, hangi ailevi sonuçlar ve hangi pratik gecikmeler ortaya çıkar?
| Konu | Adjustment of Status | Consular Processing |
|---|---|---|
| Son aşamanın yeri | ABD içinde USCIS üzerinden ilerler. | ABD dışında konsolosluk üzerinden ilerler. |
| Seyahat riski | Advance Parole veya geçerli statü gerekebilir. | Başvuru sahibi genellikle ABD’den çıkmak zorundadır. |
| Çalışma devamlılığı | EAD veya mevcut statüyle devam edebilir. | İş ve dönüş planı kesintiye uğrayabilir. |
| Aile birliği | Başvuru sahibi dosya beklerken ABD’de kalabilir. | Konsolosluk beklemesi aile ayrılığı yaratabilir. |
| Yeni politika sonrası risk | Takdir yetkisi daha sıkı uygulanabilir. | Çıkış, giriş yasağı ve konsolosluk gecikmesi riski artabilir. |
Çoğu başvuru sahibi “daha güvenli” yolun ABD’den çıkıp konsolosluğa başvurmak olduğunu düşünür. Bazı kişiler için bu doğrudur. Ama bazı dosyalarda ABD’den çıkmak en kötü karar olabilir — çünkü ABD göçmenlik yasalarına göre belirli sürelerde unlawful presence biriktirmek, geri dönüşe otomatik yasaklar getirir.
Temel kurallar:
Birçok başvuru sahibinin bilmediği önemli detay şudur: I-485 dosyanız beklerken unlawful presence biriktirmiyorsunuz. Ama ABD’den çıktığınız an, geçmişteki unlawful presence’e dayalı bu yasaklar tetiklenebilir.
Bazı durumlarda waiver mevcuttur — I-601 ve I-601A waiver’ları — ama bunlar otomatik değildir, zaman alır ve nitelikli bir ABD vatandaşı veya Green Card sahibi aile üyesine yaşanacak ciddi zorluğun (hardship) güçlü biçimde belgelenmesini gerektirir. I-601A şu anda yaklaşık iki yıl sürmektedir.
Bu nedenle I-485 dosyanızı geri çekip “gidip yurt dışından başvurayım” demek, geçmişinizde herhangi bir unlawful presence varsa yapabileceğiniz en tehlikeli hamlelerden biri olabilir. Bu karara varmadan önce her zaman dosyanızı bir avukatla inceleyin.
Yeni politika, uzun süredir bekleyen I-485 dosyalarında mandamus davası değerlendirmesini de daha dikkatli hale getiriyor. Çünkü mandamus, USCIS’i dosyaya karar vermeye zorlayabilir; ancak onay sonucunu garanti etmez.
Mandamus davası, makul olmayan gecikmelerde federal mahkemeden kurumun işlem yapmasını istemeye dayanır. Geciken Green Card dosyalarında bu yol bazen etkili olabilir; fakat yeni politika sonrası karar verilmesini hızlandırmak ile olumlu karar alma ihtimali ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bir dosyada I-485 yıllardır bekliyorsa ve başvuru sahibi güçlü bir uygunluk profiline sahipse, mandamus stratejisi konuşulabilir. Ancak dosyada inadmissibility sorunu, eksik delil, zayıf takdir faktörleri veya seyahat riski varsa, erken dava açmak stratejik risk yaratabilir.
Gozel Law’un mandamus davası rehberi, USCIS ve konsolosluk gecikmelerinde bu davanın nasıl işlediğini açıklar. Pending I-485 dosyalarında ise inceleme, sadece gecikme süresi üzerinden değil, aynı zamanda dosyanın karar anındaki riski üzerinden yapılmalıdır.
Bilinmesinde fayda olan bir konu: birçok göçmenlik avukatı, yeni politikanın federal mahkemelerde hukuki itirazla karşılaşabileceğini düşünüyor. Bunun mantığı şu: Kongre on yıllar boyunca adjustment of status’u, “istisnai bir rahatlama” olarak değil, birçok kategori için Green Card’a giden olağan bir yol olarak ABD göçmenlik yasasının içine yerleştirdi. Politikanın “adjustment’ın nadir olması gerektiği” argümanı, yasanın aslında nasıl yazıldığıyla örtüşmeyebilir.
Bu, her redin sonradan bozulacağı anlamına gelmez ve başvuru sahiplerinin gelecekteki bir mahkeme kararına bel bağlaması gerektiği anlamına da gelmez. Ama politikanın mutlak son söz olmadığını ve özellikle güçlü gerçeklere sahip ama olumsuz takdir kararı alan bireysel dosyaların, daha önce mümkün görünmeyen federal mahkeme seçeneklerine sahip olabileceğini gösterir.
I-485 dosyanız aylarca veya yıllarca beklediyse, mandamus davası bir seçenek olabilir. Ancak dava açmadan önce dosyanın hem makul olmayan gecikme hem de yeni politika sonrası takdir riski açısından incelenmesi gerekir. Gozel Law ile iletişime geçerek dosyanız için uygun stratejiyi değerlendirebilirsiniz.
Pending I-485 dosyanız varsa, en riskli yaklaşım panikle hareket etmektir. Özellikle ABD’den çıkış, I-485’i geri çekme, consular processing’e geçme veya mandamus davası açma kararı dosya incelenmeden verilmemelidir.
Doğru inceleme, sadece dosyanın ne kadar süredir beklediğine bakmaz. Başvuru sahibinin giriş şekli, statü geçmişi, başvuru kategorisi, RFE geçmişi, seyahat planı ve olası inadmissibility sorunları birlikte değerlendirilir.
| Dosya tipi | Yeni politika sonrası ana endişe | İncelenmesi gerekenler |
|---|---|---|
| Evlilik yoluyla Green Card | Aile ayrılığı ve takdir yetkisi | Eşin statüsü, hardship, giriş geçmişi, inadmissibility, çocukların yaşı |
| İş temelli Green Card | İş kaybı ve seyahat riski | H-1B, L-1, F-1 OPT, EAD/AP, işveren desteği, dual intent seçenekleri |
| Family preference | Priority date ve statü sorunu | Visa Bulletin, I-130 onayı, statü devamlılığı |
| İltica, refugee, VAWA, T/U | Güvenlik ve mağduriyet | Koruma temeli, dönüş riski, waiver ihtimali, aile güvenliği |
| Pending I-485 | Uygulamanın nasıl yapılacağı | Mülakat aşaması, RFE durumu, bekleme süresi, takdir faktörleri |
| Gecikmiş adjustment dosyası | Mandamus stratejisinin uygunluğu | Gecikme süresi, dosya geçmişi, olumsuz karar riski |
Başvuru sahipleri genellikle şu belgeleri ve bilgileri birlikte değerlendirmelidir. Amaç, hem uygunluk durumunu hem de risk profilini net şekilde ortaya koymaktır.
USCIS Adjustment of Status Policy 2026, pending I-485 dosyası olan kişiler için önemli bir dönüm noktasıdır. Bu politika paniğe kapılmayı değil, dosya özelinde dikkatli analiz yapılmasını gerektirir.
Evlilik yoluyla Green Card, iş temelli Green Card, family preference, iltica, refugee, VAWA, T visa ve U visa dosyalarının hepsi aynı şekilde etkilenmez. Her dosyada başvuru temeli, statü geçmişi, seyahat riski ve USCIS’in takdir değerlendirmesi ayrı ayrı incelenmelidir.
Yeni politika sadece kağıt üzerinde Green Card’a uygun olup olmadığınızla ilgili değildir. Asıl mesele, USCIS’in dosyanızın tüm resmine — geçmişinize, ABD’ye bağlarınıza, geçmiş davranışlarınıza ve destekleyici delillerinizin gücüne — bakarak olumlu karar verip vermeyeceğidir. İyi haber şu: bu, başvuru sahiplerine dosyalarını güçlendirmek için gerçek imkanlar sunar — aile bağlarını, istihdamı, toplumsal katılımı ve hardship’i belgelemek gibi. Daha zor haber ise şu: artık sadece “uygun olmak” yeterli değil.
Pending I-485 dosyanız varsa, ABD’den çıkmadan, dosyanızı geri çekmeden veya mandamus davası açmadan önce stratejik değerlendirme almanız önemlidir. Doğru analiz, gereksiz seyahat riskini azaltabilir ve Green Card süreciniz için daha sağlıklı karar vermenizi sağlayabilir.
Pending Green Card dosyanız dikkatli bir inceleme gerektirir. Gozel Law ekibi, I-485 başvurunuzun mevcut durumunu, statü geçmişinizi ve consular processing risklerinizi değerlendirerek size uygun stratejiyi belirlemenize yardımcı olabilir.
Dosyanız hakkında kişiye özel değerlendirme almak için (+1) 862-799-2200 numarasını arayabilir veya info@gozellaw.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.
İletişime Geçin Dosyanızı Değerlendirelim
Hukuki Bilgilendirme
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her göçmenlik davası kendine özgü koşullara sahiptir. Durumunuza özel hukuki değerlendirme için deneyimli bir göçmenlik avukatına danışmanız önerilir. Bu makalede yer alan bilgiler yayın tarihindeki mevzuat ve uygulamalara göre hazırlanmıştır; sonraki değişiklikler içeriği etkileyebilir.
Hayır. Yeni politika Form I-485 sürecini tamamen kaldırmıyor; ancak adjustment of status başvurularında USCIS’in takdir yetkisini daha belirgin hale getiriyor.
Otomatik red varsayımı doğru değildir. Ancak pending dosyanızın başvuru temeli, statü geçmişi, admissibility durumu ve takdir faktörleri yeni politika çerçevesinde daha önemli hale gelebilir.
Her dosya farklıdır. ABD vatandaşı eş önemli bir faktör olsa da yasal giriş, overstay, prior removal, waiver ihtiyacı ve consular processing riski ayrıca değerlendirilmelidir.
Etkileyebilir. İş temelli başvurularda statü devamlılığı, işveren desteği, EAD/AP, vize damgası ve ABD’ye dönüş riski birlikte analiz edilmelidir.
Evet, bu kategoriler daha hassas olabilir. Çünkü bu dosyalarda güvenlik riski, mağduriyet geçmişi, koruma temeli ve ülkeye dönüş tehlikesi ayrı hukuki önem taşır.
Mandamus davası bazı gecikmiş dosyalarda uygun olabilir. Ancak yeni politika sonrası dava açmadan önce hem gecikmenin makul olup olmadığı hem de karar zorlandığında doğabilecek riskler değerlendirilmelidir.
Dosya incelemesi yapılmadan böyle bir karar verilmemelidir. I-485’i geri çekmek EAD/AP haklarını, dosya zamanlamasını, aile planlarını ve Green Card stratejisini ciddi biçimde etkileyebilir.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!