
USCIS Adjustment of Status Policy 2026, ABD içinde Green Card başvurusu bekleyen kişiler için ciddi bir belirsizlik yarattı. Özellikle pending I-485 dosyası olan başvuru sahipleri, “Dosyam zaten USCIS’te bekliyorsa yine de ülkeme dönmem gerekir mi?” sorusuna cevap arıyor.
Bu sorunun tek ve herkes için geçerli bir cevabı yok. Çünkü yeni politika, Form I-485 başvurularını tamamen ortadan kaldırmıyor; ancak adjustment of status sürecini daha sıkı, daha takdire bağlı ve daha istisnai bir çerçevede ele alıyor.
USCIS, 21 Mayıs 2026 tarihli politika memorandumu ile statü değişikliğinin yani adjustment of status’un bir hak değil, kurumun takdir yetkisine bağlı bir imkan olduğunu vurguladı. 22 Mayıs 2026 tarihli duyuruda ise geçici statüyle ABD’de bulunan kişilerin Green Card için genel olarak konsolosluk işlemi yani consular processing yoluna yönelmesi gerektiği belirtildi.
Bu yazı, yeni politikanın pending I-485 başvuruları, evlilik yoluyla Green Card dosyaları, iş temelli Green Card başvuruları, I-130 sonrası bekleyen aile dosyaları, iltica, refugee, VAWA, T ve U visa gibi hassas kategoriler ve mandamus davası bağlantısı açısından ne anlama gelebileceğini açıklıyor.
Yeni politika, basit bir form güncellemesi veya adres değişikliği değildir. USCIS, adjustment of status sürecini artık daha açık biçimde takdire bağlı ve istisnai bir yol olarak anlatıyor.
USCIS’in PM-602-0199 politika memorandumu, INA 245 kapsamındaki statü değişikliğinin discretion ve administrative grace olduğunu söylüyor. Yani başvuru sahibi yasal şartları taşısa bile, USCIS memuru dosyada olumlu takdir kullanılıp kullanılmayacağını ayrıca değerlendirebilir.
Bu ayrım çok önemlidir. Bir kişinin Form I-485 göndermeye uygun olması, dosyanın mutlaka onaylanacağı anlamına gelmez. USCIS, artık dosyayı sadece teknik uygunluk açısından değil, takdir yetkisi açısından da daha dikkatli inceleyebilir.
22 Mayıs 2026 tarihli USCIS duyurusu ise daha pratik bir mesaj veriyor: ABD’de geçici statüyle bulunan ve Green Card isteyen kişilerin, genel olarak kendi ülkelerine dönerek konsolosluk süreci üzerinden başvuru yapması gerektiği belirtiliyor. Bu ifade, özellikle pending I-485 sahipleri için ciddi soru işaretleri doğurdu.
Buradaki temel mesele, Form I-485’in tamamen ortadan kalkması değildir. Asıl mesele, USCIS’in hangi dosyalarda takdir yetkisini olumsuz kullanabileceği ve hangi başvuruları consular processing yönünde değerlendirebileceğidir.
Bu nedenle iki uç yorumdan kaçınmak gerekir. “Artık herkesin I-485 dosyası reddedilecek” demek fazla kesin olur; “bu politika hiçbir şeyi değiştirmez” demek ise fazla iyimser olur.
| Yaygın yanlış yorum | Daha doğru yaklaşım |
|---|---|
| ABD içinden Green Card başvurusu tamamen bitti. | USCIS, adjustment of status sürecini daha dar ve takdire bağlı yorumluyor. |
| Pending I-485 dosyaları otomatik reddedilecek. | Otomatik red varsayımı doğru değildir; ancak dosyalar daha sıkı incelenebilir. |
| Herkes hemen ülkesine dönmek zorunda. | Consular processing öne çıkarılıyor; fakat her dosyanın riskleri ayrı değerlendirilmelidir. |
| Mandamus davası yeni politikayı aşar. | Mandamus gecikmeyi hedefleyebilir; ancak onay garantisi vermez. |
Pending I-485 dosyası olan kişiler, bu değişiklikten en çok etkilenen gruplardan biri olabilir. Çünkü dosya zaten USCIS’e sunulmuştur, ancak nihai karar henüz verilmemiştir.
Bazı başvuru sahipleri biyometri vermiş olabilir. Bazıları mülakata girmiş, bazıları RFE yanıtı göndermiş, bazıları ise yıllardır Green Card kararı bekliyor olabilir. Bu aşamaların her biri, yeni politika karşısında farklı stratejik sonuçlar doğurabilir.
En önemli soru şudur: “Dosyam zaten gönderildiği için güvende miyim?” Bu soruya cevap verirken sadece başvuru tarihine değil, dosyanın mevcut aşamasına, başvuru sahibinin statüsüne, giriş geçmişine, inadmissibility risklerine ve USCIS’in takdir değerlendirmesine bakmak gerekir.
AP News, bu politika değişikliğinin ABD’de yasal statüyle bulunan kişileri, ABD vatandaşlarının eşlerini, öğrencileri, çalışanları, refugee ve asylum seeker gruplarını etkileyebileceğini aktardı. Bu nedenle pending I-485 sahipleri için konu sadece haber değeri taşıyan bir gelişme değil, doğrudan dosya stratejisi meselesidir.
Evlilik yoluyla Green Card başvurularında en yaygın düşünce şudur: “Eşim ABD vatandaşıysa dosyam mutlaka korunur.” Bu düşünce anlaşılabilir, ancak ABD vatandaşı eş tek başına her riski ortadan kaldırmaz ve Form I-485 dosyasını otomatik güvenli hale getirmez.
ABD vatandaşı eş üzerinden yapılan başvurular güçlü bir kategori olabilir. Fakat USCIS yine de yasal giriş, önceki statü ihlalleri, yanlış beyan, ceza geçmişi, removal geçmişi, izinsiz çalışma ve inadmissibility konularını inceleyebilir.
Yeni politika açısından asıl hassas nokta şudur: Eğer bir evlilik dosyasında başvuru sahibinden consular processing’e dönmesi istenirse, bu durum aile ayrılığı, 3 veya 10 yıllık giriş yasağı, waiver ihtiyacı ve konsolosluk gecikmesi gibi sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle evlilik yoluyla Green Card başvurusu yapan kişiler, sadece evliliğin gerçekliğine odaklanmamalıdır. Dosyanın giriş geçmişi, ABD içinde kalış süresi, daha önceki başvurular, seyahat planları ve olası muafiyet ihtiyacı birlikte değerlendirilmelidir.
Gozel Law’un aile temelli Green Card sayfası, eş ve aile sponsorluğu yoluyla ilerleyen dosyalarda I-130 başvurusu, statü değişikliği ve konsolosluk süreci arasındaki farkların neden önemli olduğunu açıklar.
| Evlilik dosyasında incelenecek konu | Yeni politika açısından önemi |
|---|---|
| ABD vatandaşı eş | Aile birliği açısından güçlü faktördür, ancak tek başına tüm riskleri ortadan kaldırmaz. |
| Yasal giriş | Adjustment of status uygunluğu için temel konulardan biri olabilir. |
| Overstay veya statü ihlali | Dosyanın türüne göre affedilebilir veya ciddi sorun yaratabilir. |
| ABD’den çıkış kararı | Unlawful presence bar veya konsoloslukta ek inceleme riski doğurabilir. |
İş temelli Green Card dosyalarında sorun sadece göçmenlik statüsü değildir. H-1B, L-1 veya F-1 OPT üzerinden ilerleyen kişiler için iş devamlılığı, maaş, işveren desteği, dependent aile üyeleri ve seyahat planları da doğrudan etkilenebilir.
H-1B veya L-1 çalışanları genellikle ABD’de aktif bir iş ilişkisi içindedir. Bu kişiler için consular processing’e yönelmek, sadece dosyanın yurtdışında tamamlanması anlamına gelmeyebilir; aynı zamanda işten ayrılma, vize randevusu bekleme, pasaportta visa stamp sorunu ve ABD’ye dönüş belirsizliği yaratabilir.
F-1 OPT veya STEM OPT sürecindeki başvuru sahipleri için tablo daha hassas olabilir. Çünkü bu kişiler bakımından statüyü koruma, işsizlik günleri, EAD süresi ve geçici statüden kalıcı oturuma geçiş dikkatle planlanmalıdır.
İş temelli dosyalarda ayrıca I-140 onayı ile Green Card onayı karıştırılmamalıdır. Bir kişinin I-140 petition onayı alması, I-485 approval aldığı anlamına gelmez. Son aşamada USCIS, hem uygunluğu hem de takdir yetkisini inceleyebilir.
Aile temelli başvurularda Form I-130 onayı, sürecin önemli bir aşamasıdır. Ancak I-130 onayı, başvuru sahibinin otomatik olarak Green Card sahibi olduğu anlamına gelmez.
Özellikle family preference kategorilerinde öncelik tarihi yani priority date kritik rol oynar. Bir dosyada I-130 onaylanmış olabilir, fakat Visa Bulletin kapsamında vize numarası henüz mevcut değilse Green Card süreci ilerlemeyebilir.
Yeni politika burada şu soruyu daha önemli hale getiriyor: Başvuru sahibi ABD içindeyse ve I-485 dosyası pending durumdaysa, USCIS bu dosyayı nasıl değerlendirecek? Cevap, başvuru kategorisine, statü geçmişine, öncelik tarihine ve consular processing riskine göre değişebilir.
Gozel Law’un Vize Bülteni rehberi, aile ve iş temelli Green Card dosyalarında priority date kavramının neden önemli olduğunu ve başvurunun ne zaman ilerleyebileceğini anlamak için yararlı bir başlangıç noktasıdır.
I-130 sonrası bekleyen kişiler için dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
Pending I-485 dosyanız aile, iş veya insani kategoriye dayanıyorsa, sadece haber başlıklarına göre hareket etmeyin. Dosyanızın USCIS’te devam etmesi mi, consular processing risklerinin değerlendirilmesi mi, yoksa gecikme nedeniyle mandamus stratejisinin düşünülmesi mi gerektiği ancak dosya özelinde incelenebilir. Gozel Law ile iletişime geçerek durumunuzu değerlendirebilirsiniz.
İltica, refugee, VAWA, T visa ve U visa dosyaları, yeni politika çerçevesinde özellikle dikkatli incelenmelidir. Çünkü bu kategorilerde başvuru sahibinin durumu sadece göçmenlik uygunluğu değil, çoğu zaman güvenlik ve mağduriyet boyutu da taşır.
Bir iş temelli başvuru sahibine “konsolosluk sürecine dönmek” denildiğinde bu daha çok iş ve seyahat planı anlamına gelebilir. Ancak asylum, refugee, VAWA, T veya U visa dosyalarında aynı konu güvenli ülkeye dönüş, şiddet geçmişi, insan ticareti, suç mağduriyeti veya koruma ihtiyacı ile doğrudan bağlantılı olabilir.
USCIS Policy Manual, adjustment of status kategorilerini tek bir başlık altında eritmez. Family-based, employment-based, VAWA, trafficking victim, crime victim, refugee ve asylee adjustment başlıklarının ayrı ayrı ele alınması, her dosya türünün aynı risk ve aynı hukuki analiz ile değerlendirilemeyeceğini gösterir.
Bu yüzden hassas kategorilerde “herkes ülkesine dönsün” yaklaşımı çok daha karmaşık sonuçlar doğurabilir. Başvuru sahibinin koruma temeli, daha önce yaşadığı zarar, faille bağlantısı, aile güvenliği ve ABD’den çıkışın pratik sonucu ayrıca değerlendirilmelidir.
Gozel Law’un iltica ve insani koruma rehberi, VAWA/I-360, iltica ve insani temelli süreçlerde I-485 başvurusu, EAD zamanlaması ve onay sonrası adımlar bakımından genel çerçeve sunar.
| Hassas kategori | Neden ayrı değerlendirme gerekir? |
|---|---|
| İltica temelli I-485 | Başvuru sahibinin ülkesine dönmesi, iltica temelindeki korku ile çelişebilir. |
| Refugee adjustment | Koruma geçmişi, yerleşim süreci ve güvenlik değerlendirmesi önemlidir. |
| VAWA | Şiddet geçmişi, gizlilik, aile güvenliği ve waiver konuları birlikte incelenmelidir. |
| T visa | İnsan ticareti geçmişi ve güvenlik riski stratejiyi değiştirebilir. |
| U visa | Suç mağduriyeti, kolluk desteği ve uzun bekleme süreleri dikkate alınmalıdır. |
Evet, yeni politikanın en önemli sonuçlarından biri budur. USCIS artık consular processing yolunu birçok Green Card başvurusu için olağan yol olarak daha güçlü biçimde öne çıkarıyor ve adjustment of status sürecini daha istisnai bir konuma yerleştiriyor.
Consular processing, başvuru sahibinin Green Card sürecinin son aşamasını ABD dışındaki bir Amerikan konsolosluğu üzerinden tamamlamasıdır. Bu süreçte genellikle National Visa Center, DS-260, medeni belgeler, polis kayıtları, mali belgeler ve konsolosluk mülakatı devreye girer.
Bazı kişiler için consular processing daha net ve uygun bir yol olabilir. Ancak bazı dosyalarda ABD’den çıkmak, 3 veya 10 yıllık giriş yasağı, iş kaybı, aile ayrılığı, konsolosluk gecikmesi, güvenlik soruşturması veya geri dönememe riski doğurabilir.
Bu nedenle soru “Consular processing iyi mi kötü mü?” şeklinde sorulmamalıdır. Daha doğru soru şudur: Bu başvuru sahibi ABD’den çıkarsa hangi hukuki riskler, hangi ailevi sonuçlar ve hangi pratik gecikmeler ortaya çıkar?
| Konu | Adjustment of Status | Consular Processing |
|---|---|---|
| Son aşamanın yeri | ABD içinde USCIS üzerinden ilerler. | ABD dışında konsolosluk üzerinden ilerler. |
| Seyahat riski | Advance Parole veya geçerli statü gerekebilir. | Başvuru sahibi genellikle ABD’den çıkmak zorundadır. |
| Çalışma devamlılığı | EAD veya mevcut statüyle devam edebilir. | İş ve dönüş planı kesintiye uğrayabilir. |
| Aile birliği | Başvuru sahibi dosya beklerken ABD’de kalabilir. | Konsolosluk beklemesi aile ayrılığı yaratabilir. |
| Yeni politika sonrası risk | Takdir yetkisi daha sıkı uygulanabilir. | Çıkış, giriş yasağı ve konsolosluk gecikmesi riski artabilir. |
Yeni politika, uzun süredir bekleyen I-485 dosyalarında mandamus davası değerlendirmesini de daha dikkatli hale getiriyor. Çünkü mandamus, USCIS’i dosyaya karar vermeye zorlayabilir; ancak onay sonucunu garanti etmez.
Mandamus davası, makul olmayan gecikmelerde federal mahkemeden kurumun işlem yapmasını istemeye dayanır. Geciken Green Card dosyalarında bu yol bazen etkili olabilir; fakat yeni politika sonrası karar verilmesini hızlandırmak ile olumlu karar alma ihtimali ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bir dosyada I-485 yıllardır bekliyorsa ve başvuru sahibi güçlü bir uygunluk profiline sahipse, mandamus stratejisi konuşulabilir. Ancak dosyada inadmissibility sorunu, eksik delil, zayıf takdir faktörleri veya seyahat riski varsa, erken dava açmak stratejik risk yaratabilir.
Gozel Law’un mandamus davası rehberi, USCIS ve konsolosluk gecikmelerinde bu davanın nasıl işlediğini açıklar. Pending I-485 dosyalarında ise inceleme, sadece gecikme süresi üzerinden değil, aynı zamanda dosyanın karar anındaki riski üzerinden yapılmalıdır.
I-485 dosyanız aylarca veya yıllarca beklediyse, mandamus davası bir seçenek olabilir. Ancak dava açmadan önce dosyanın hem makul olmayan gecikme hem de yeni politika sonrası takdir riski açısından incelenmesi gerekir. Gozel Law ile iletişime geçerek dosyanız için uygun stratejiyi değerlendirebilirsiniz.
Pending I-485 dosyanız varsa, en riskli yaklaşım panikle hareket etmektir. Özellikle ABD’den çıkış, I-485’i geri çekme, consular processing’e geçme veya mandamus davası açma kararı dosya incelenmeden verilmemelidir.
Doğru inceleme, sadece dosyanın ne kadar süredir beklediğine bakmaz. Başvuru sahibinin giriş şekli, statü geçmişi, başvuru kategorisi, RFE geçmişi, seyahat planı ve olası inadmissibility sorunları birlikte değerlendirilir.
| Dosya tipi | Yeni politika sonrası ana endişe | İncelenmesi gerekenler |
|---|---|---|
| Evlilik yoluyla Green Card | Aile ayrılığı ve takdir yetkisi | Eşin statüsü, hardship, giriş geçmişi, inadmissibility, önceki ihlaller |
| İş temelli Green Card | İş kaybı ve seyahat riski | H-1B, L-1, F-1 OPT, EAD/AP, işveren desteği |
| Family preference | Priority date ve statü sorunu | Visa Bulletin, I-130 onayı, statü devamlılığı |
| İltica, refugee, VAWA, T/U | Güvenlik ve mağduriyet | Koruma temeli, dönüş riski, waiver ihtimali, aile güvenliği |
| Pending I-485 | Uygulamanın nasıl yapılacağı | Mülakat aşaması, RFE durumu, bekleme süresi, takdir faktörleri |
| Gecikmiş adjustment dosyası | Mandamus stratejisinin uygunluğu | Gecikme süresi, dosya geçmişi, olumsuz karar riski |
Başvuru sahipleri genellikle şu belgeleri ve bilgileri birlikte değerlendirmelidir. Amaç, hem uygunluk durumunu hem de risk profilini net şekilde ortaya koymaktır.
USCIS Adjustment of Status Policy 2026, pending I-485 dosyası olan kişiler için önemli bir dönüm noktasıdır. Bu politika paniğe kapılmayı değil, dosya özelinde dikkatli analiz yapılmasını gerektirir.
Evlilik yoluyla Green Card, iş temelli Green Card, family preference, iltica, refugee, VAWA, T visa ve U visa dosyalarının hepsi aynı şekilde etkilenmez. Her dosyada başvuru temeli, statü geçmişi, seyahat riski ve USCIS’in takdir değerlendirmesi ayrı ayrı incelenmelidir.
Pending I-485 dosyanız varsa, ABD’den çıkmadan, dosyanızı geri çekmeden veya mandamus davası açmadan önce stratejik değerlendirme almanız önemlidir. Doğru analiz, gereksiz seyahat riskini azaltabilir ve Green Card süreciniz için daha sağlıklı karar vermenizi sağlayabilir.
Pending Green Card dosyanız dikkatli bir inceleme gerektirir. Gozel Law ekibi, I-485 başvurunuzun mevcut durumunu, statü geçmişinizi ve consular processing risklerinizi değerlendirerek size uygun stratejiyi belirlemenize yardımcı olabilir.
Dosyanız hakkında kişiye özel değerlendirme almak için (+1) 862-799-2200 numarasını arayabilir veya info@gozellaw.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.
İletişime Geçin Dosyanızı Değerlendirelim
Hukuki Bilgilendirme
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her göçmenlik davası kendine özgü koşullara sahiptir. Durumunuza özel hukuki değerlendirme için deneyimli bir göçmenlik avukatına danışmanız önerilir. Bu makalede yer alan bilgiler yayın tarihindeki mevzuat ve uygulamalara göre hazırlanmıştır; sonraki değişiklikler içeriği etkileyebilir.
Hayır. Yeni politika Form I-485 sürecini tamamen kaldırmıyor; ancak adjustment of status başvurularında USCIS’in takdir yetkisini daha belirgin hale getiriyor.
Otomatik red varsayımı doğru değildir. Ancak pending dosyanızın başvuru temeli, statü geçmişi, admissibility durumu ve takdir faktörleri yeni politika çerçevesinde daha önemli hale gelebilir.
Her dosya farklıdır. ABD vatandaşı eş önemli bir faktör olsa da yasal giriş, overstay, prior removal, waiver ihtiyacı ve consular processing riski ayrıca değerlendirilmelidir.
Etkileyebilir. İş temelli başvurularda statü devamlılığı, işveren desteği, EAD/AP, vize damgası ve ABD’ye dönüş riski birlikte analiz edilmelidir.
Evet, bu kategoriler daha hassas olabilir. Çünkü bu dosyalarda güvenlik riski, mağduriyet geçmişi, koruma temeli ve ülkeye dönüş tehlikesi ayrı hukuki önem taşır.
Mandamus davası bazı gecikmiş dosyalarda uygun olabilir. Ancak yeni politika sonrası dava açmadan önce hem gecikmenin makul olup olmadığı hem de karar zorlandığında doğabilecek riskler değerlendirilmelidir.
Dosya incelemesi yapılmadan böyle bir karar verilmemelidir. I-485’i geri çekmek EAD/AP haklarını, dosya zamanlamasını, aile planlarını ve Green Card stratejisini ciddi biçimde etkileyebilir.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!